DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Emek ve Etik

12.10.2019
67
A+
A-

Eskiler der ki; ‘Emeksiz yemek olmaz. Ortak bir yargı da var ki her emek veren emeğinin karşılığını mutlaka alır. Peki gerçekten öyle bir devirde miyiz? Yazılarımda hep ‘modern çağ’ kavramından bahsediyorum. Belki de daha ileri yaşlardaki insanlarla sohbet ettikçe çeşitli değişimleri, farklılıkları yakaladığım için bu çağın getirilerinin ve götürülerinin ne kadar başka olduğunu gözlemliyorum. ‘Emek’

Eskiler der ki; ‘Emeksiz yemek olmaz. Ortak bir yargı da var ki her emek veren emeğinin karşılığını mutlaka alır. Peki gerçekten öyle bir devirde miyiz?

Yazılarımda hep ‘modern çağ’ kavramından bahsediyorum. Belki de daha ileri yaşlardaki insanlarla sohbet ettikçe çeşitli değişimleri, farklılıkları yakaladığım için bu çağın getirilerinin ve götürülerinin ne kadar başka olduğunu gözlemliyorum. ‘Emek’ dediğimiz kavram da bu döngü için de bambaşka bir boyuta ulaşmış durumda. Eskiden ufak çaplı işler yapan herkes bir şekilde ekmeğini çıkarırmış, parasını kazanırmış. Şükür varmış, bir doygunluk varmış. Şimdilerde ise herkes daha fazlasının peşinde, hep dahasını isteyen insanlar tarafından sarmalanmış durumdayız. Aslında suçu insanların mizaçlarında aramak da yanlış, dediğim gibi çağ değişiyor. Devir artık küçük kalanın an gelip ezilebileceği bir dönem. O yüzden herkes büyüme, yükselme peşinde. Çünkü hayat bu, kimisi kendi yaşantısını, kimisi evladının geleceğini, kimisi de ailesinin hayatını güvence altına almak istiyor.

Bu bağlamda emek verenlerde gördüğüm net iki kitle var. Etik değerlere saygı duyarak ve etik değerlere saygı duymayarak hareket edenler. Herkes yükselmek istiyor ama zirve bir kişinin ya da bir grubun, bir firmanın ya da bir ekibin oluyor. Zirve paylaşılmıyor. Birileri mutlaka üstte oturuyor. Bizi daha çok büyümeye zorlayan bir çağda olduğumuz için ne kadar büyüdüğümüzden öte nasıl büyüdüğümüz giderek daha çok önem kazanıyor. İşte bu noktada ilk aşama olan emek devreye giriyor. En çok emek veren bayrağı kapıyor. Hızlı ya da yavaş hiç fark etmez, yükseliyor, büyüyor. İkinci aşamada durum farklılaşmaya başlıyor. Birileri emek verirken, etik değerlere saygı duyarak çalışırken, başkaları etik değerleri al aşağı edip zirveye çıkabiliyor. ‘Olmamalı aslında’ deseniz de, oluyor. Özellikle zirveye yakın kişiler için tehlike daha büyük. Onların açığını bekleyen, zarar vermek için vakit arayan ciddi bir kitle var olmaya devam ediyor. Kendilerini zirveye yakıştıran ve zirvedeki ile kıyas ederek beslenen bu insanlar, itibarsızlaştırma çalışmalarına başlayıp, zirveye oynayan insanların ismini, şöhretini ya da duruşunu zedeleyebiliyor. Bunu oldukça ustalıkla yapıp o kadar güzel manipüle ediyorlar ki, sanırsınız ki hepsi iyi niyet elçileri. Sizin iyiliğinizi düşünmüşler, sizin için çalışmışlar falan filan… İnanan için yalan çok. Tabi ki bu ayrı bir aşama. Zirvedeki insanlar böyle durumlarda çevrelerini güzel ayıklarlar ve kimin ne kadar zeki olduğunu da bu yaşananlar ile anlayabilirler. Yola kiminle devam edecekler, onu fark edebilirler.

Oyunlar oynanabilir, emek verilmeden emek sahibi insanların hakları yenilebilir. Hatta bu durumların olmaması, yaşanmaması artık şaşırtıcı bir durum da değil. Yalnız şu bir gerçek ki, zirve emeği sever ve en başta dediğimiz gibi emeksiz yemek olmaz. Emekçiler her tür manipülasyona maruz kalsalar da haklarını mutlaka alırlar çünkü gerçeklerin bir gün ortaya çıkma gibi güzel bir huyu vardır. O yüzden emek vererek bir şeyler elde etmeye hep devam etmemiz ve bundan asla vazgeçmememiz lazım. Çünkü çamur atınca izi kalsa da güneş balçıkla sıvanmaz. İzler unutulur ama güneşler parlar.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.